Uzun zaman önce Ercan Kaşıkçı’nın “Pazarlamanın 7P’si” kitabını okuyordum. Önsözündeyse şunları yazmıştı. Pazarlamanın hayatın kendisi olduğundan bahsediyordu. İnsan olmayı bilmekle başlar bu meslek diyordu. ” Hayatta öğrendiğimiz her şey gelecek günlerde yaşamımızı daha rahat, daha özenli sürdürmemizi sağlayan deneyimler, karlardır. İnsanın amacı da yaşamını devam ettirmektir, asıl amaç daha iyi standartlarda devam ettirmektir. Tıpkı bir işletme gibi. Sonra bizimde sosyal sorumluluklarımız vardır ve bunları yerine getiren insan saygılı insandır…
Önce insanız diyordu sonra işadamı, öğretmen, öğrenciyiz. Yaptığınız her şey kişiliğinize, insancıl yönlerinize değer katmıyorsa boş şeylerle uğraşıyorsunuz demektir.. Çünkü aslında tüm öğrendiklerimiz, yaptıklarımız bizi hayata hazırlamaya, daha iyi bir insan olmaya yönelik çabaların küçük de olsa bir adımından başka bir şey değildir.” diyordu.
Önsözden vurmuştu beni kitap. Bir şey topluma, çevrene faydalı değilse ve kişisel bir çıkar içeriyorsa ne değeri vardı ki.
Kariyer hedeflerimiz sorulur; sıralarız peşi sıra. Kısa dönemde bıdı bıdı bıdı yapıcam, uzun dönemde şunları yapmayı istiyorum. Bunları planlamak güzeldirde asıl bu süreçte altında yatan gerçek değerleri unutmamak gerekir sanırım. Sürekli öğreniyoruz, gelişiyoruz. Bunları uzmanlaşmak istediğimiz ya da uzmanlaştığımız mesleğimizde kullanıyoruz, yarışıyoruz, savaşıyoruz. Bu süreçlerde adil olmaksa işte az önce bahsettiğim “asıl amacının” ne olduğunu unutmamakta kendini o yönde de eğitmekte yatıyor.
Hırslı olmak mesleğinde başarıyı getiren önemli bir faktördür ama bu hırs başlarına “haksız” yere zarar verecek boyuttaysa kişinin elde edeceği “başarı” sorgulanmalı.
Yine aynı kitabın aynı önsözü şu hikayeyle bitiyordu:
” Baba oğluna: Sen adam olamazsın der. Bu azarı işiten çocuk hırsla evden kaçar. Çocuk yıllar sonra kral olur, babasını ayağına çağırır. “Bak baba sen adam olamazsın dedin ben Kral oldum” der. Babada: Oğlum ben sana kral olamazsın demedimki Adam olamazsın dedim”.



Twitter
Facebook
LinkedIn
RSS