Internette varolmanın gerekliliği gün geçtikçe her meslek için önemli hale geliyor. Arkadaş sohbetlerinde de bu tip durumlarla ilgili olayları duyar oldum.
Blog sahibi olmak, kişinin ilgili duyduğu konuyla ilgili yazılar yazması farklı bir bakış açısı kazandırıyor kişilere. İş verenlerde adayların bu yönlerini bildiklerinden pozitif algıya sahip olabiliyorlar. Tabii hepsi için aynı davranış söz konusu olmayabilir. Kimi içinde şirket prestijini sarsıcı herhangi birşey yazabilir endişesiyle engellenebilirde. Bu da ayrı bir konu.
Peki gerçekten internette ne kadar varolmalı? Ya da illa blogunun olması, sosyal mecralarda olmak şart mı? Aslında bu soruyu daha net iş verenler yanıtlayabilir, ben sadece Interaktif Pazarlama alanında uzman biri olarak izlenimlerimi ve öngörülerimi belirtebilirim.
İlerleyen internet çağının gerekliliklerini gözardı edemeyiz. Kişi doğru bir internet kullanıcısı olduğunda uzmanlaşmak istediği konuyla ilgili kendini geliştirici biriyle tanışabilir, bir çok makale okuyabilir. Tabii kendine kattıklarının yansıması olarakta kendine blog açarak bunları orada anlatma ihtiyacı hissedebilir. Özgeçmişinin heran ulaşılabilir olmasını istediği için portfolyo web sayfası yaratabilir. Büyük şirketlerdeki yönetim seviyesinde olan kişilerinde portfolyo siteleriyle karşılaşıyoruz.
Bana kalırsa bunlar olması gereken adımlar. İş görüşmelerinde doldurulan formlar, kişilik testleri dışında blogunda ki yazılar ya da sosyal mecralardaki girdileri, yorumları kişinin tanınmasında büyük bir etken.
Bu da bizim mesleğimiz için vazgeçilmez, diğer meslekler içinse “olsa iyi olur” dedirtecek bir etken.
Internet doğru kullanıldığında, kişiye, markaya, firmaya yarar sağlamaya hazır. Doğru strateji; akılcı adımlarla ilerlendiği sürece.
Durum biraz şuna dönüyor sanırım “Bana blogunu söyle sana kim olduğunu söyliyeyim”:))
Internetin sunduklarından yararlanmamak elde değil.
Sevgiler